Emin misin?

Emin misin?

Biz.

Hayallerimiz var.
Erasmus’la Almanya’ya gideceğiz. Oradan da diğer ülkeleri gezmeye.
Para biriktirmem konusundan baskı yapıyor. Bence gittiğimiz her yerde kalmamıza gerek yok. Ona göre en az bir gece kalmalıyız.
”Bir şehri gece olmadan tanıyamazsın.”
Ayrı olan hayallerimizi birleştirince çok güzel olduk.
Biz.
Canımın içi.
En korktuğum olma yolunda ilerleyen kişi.
Her şeyim olmak üzere olan kişi.
O.
Saçları ilkbahar kokan kişi.

Önemli olan iyi ya da kötü olmak değil; mutlu olmak.

Yalnızlığa alışmış olmak var bir de.

”Erken boşalan bir koca ya da bir sevgili sinirleri bozabilir; ama inanın bana telekızlar erken boşalan erkeklere bayılır.”

Telekız/Jeannette Angell

Ankara.

Annen seni doğurmamış, sıçmış.

Annen seni doğurmamış, sıçmış.

Anladım, acım ilacım olmuş.

”Bu armut mu, ayva mı?”

Odamdan tanık olduğum kadarıyla, yaklaşık 5 dakikadır bunu tartışıyorlar.
Hiçbirinin aklına tadına bakmak gelmiyor.

”Hayatın gerçekten korkutucu anlarında insan yapayalnızdır. Aşk bittiğinde yapayalnızdır, sabahın köründe polis baskın yaptığında yapayalnızdır, kanser olduğunu söyleyen doktorun karşısında yapayalnızdır, ölürken yapayalnızdır…”

   seni bulmaya geldim/guillaume musso

Çok yaratıcı fikirlerim var ama ipliği iğneye geçiremiyorum.

Hiçbir şiir, hiçbir roman bizden bahsetmesin.

Bahsetmesin işte, istemiyorum.

Onlar hüzünlü şeyler yazıyorlar.

Bizi yazmasınlar.

Biz mutlu olalım.

Bilmesinler bizi.

Kimse bilmesin.

Adımız hiçbir yerde geçmesin.

Sen beni bırakma.

Hüzünlü şarkılar bizi çalmasın.

O kadar ”Sikimden aşşa Kasımpaşa.” modundayım ki.

1,5 yılda hazırlık bitirince öyle oluyor işte.
Hiçbir şey umrumda değil.